İçeriğe atla
Terapi Yöntemleri

Yöntem

Bilişsel davranışçı terapi (BDT)

Bilişsel davranışçı terapi, düşünce kalıpları ile davranışlar arasındaki bağı doğrudan çalışma konusu yapan bir yaklaşımdır. Bugüne ve gözlenebilir olana odaklanır, seans dışında yapılan çalışmaya belirgin yer verir.

Odağı
Bugün tekrarlayan düşünce ve davranış zincirleri
Seans biçimi
Gündemli görüşme, kayıt tutma, seans arası deneme
Süre yapısı
Baştan çizilen bir çerçevede planlanabilir
Kimler için
Ruhsatlı bir ruh sağlığı uzmanıyla yapılan değerlendirmede belli olur

BDT neye dayanır

Bilişsel davranışçı terapi, düşünce, duygu ve davranışın birbirini sürekli beslediği kabulüne dayanır. Bu bakış açısında bir olayın kendisi kadar, kişinin o olaya yüklediği anlam da ne hissettiğini ve sonrasında ne yaptığını belirler. Aynı olayın iki kişide çok farklı sonuçlar doğurması, büyük ölçüde aradaki yorum farkıyla açıklanır. Yöntem bu nedenle geçmişin tamamını yeniden kurmak yerine, bugün tekrarlayan yorum ve davranış zincirlerini görünür kılmayı hedefler. Danışan ile uzman birlikte, hangi durumda hangi düşüncenin devreye girdiğini ve o düşüncenin hangi davranışa yol açtığını adım adım haritalandırır. Çalışmanın ayırt edici yanı işbirliğine dayalı olmasıdır: uzman kendi yorumunu hazır bir açıklama olarak sunmaz, danışanın kendi gözlemiyle birlikte sınar. Bu yüzden bilişsel davranışçı çalışmada seansın gündemi çoğunlukla açıkça konuşulur ve üzerinde birlikte anlaşılır. Yaklaşımın adındaki iki kelime de bu yüzden anlamlıdır: bilişsel yan düşüncenin içeriğine, davranışçı yan ise kişinin ne yaptığına bakar. İkisi ayrı ayrı değil, birbirini besleyen tek bir işleyiş olarak ele alınır.

Bir BDT seansı neye benzer

Bir bilişsel davranışçı terapi seansı, üzerinde önceden anlaşılmış bir gündemle ilerleyen yapılandırılmış bir görüşmeye benzer. Görüşme çoğunlukla geçen haftanın gözden geçirilmesiyle açılır, ardından o gün çalışılacak konu belirlenir. Seans içinde somut bir durum ele alınır: o an ne olduğu, aklından ne geçtiği, bedende ne hissedildiği ve sonrasında ne yapıldığı ayrı ayrı konuşulur. Uzman soru sorarak ilerler, hazır cevap vermez. Çalışmanın bir bölümü kâğıt üzerinde yürür; kayıt formları, listeler veya basit şemalar sık kullanılır. Seansın sonunda genellikle iki kişi arasında bir sonraki haftaya dair bir deneme kararlaştırılır. Bu denemeler ödev gibi görünse de amaç puan toplamak değildir, seansta konuşulanı gerçek hayatta sınamaktır. Yapının bu kadar belirgin olması bazı kişilere güven verir, bazılarına fazla teknik gelir. Görüşmenin sonunda o gün konuşulanın kısa bir özeti çıkarılır ve anlaşılmayan bir yer kalıp kalmadığı sorulur. Bu geri bildirim adımı yöntemin olağan parçasıdır ve danışanın süreci yönlendirmesine alan açar.

Tipik süre ve sıklık nasıl belirlenir

Bilişsel davranışçı terapide süre, baştan çizilen bir çerçeve içinde ama kişiye göre belirlenir. Yöntem sınırlı sayıda görüşmeyle planlanabilen bir yapıya sahiptir, bu yüzden başlangıçta uzmanla birlikte bir hedef ve o hedefe dair kaba bir zaman beklentisi konuşulur. Ancak kaç görüşme gerekeceği kişiye, çalışılan konuya, kişinin yaşam koşullarına ve süreç içinde ortaya çıkan yeni başlıklara göre değişir; kimse ilk görüşmede kesin bir sayı söyleyemez. Sıklık çoğu uygulamada düzenli ve yakın aralıklıdır, çünkü seanslar arasındaki denemelerin taze kalması gerekir. Süreç ilerledikçe aralıkların açılması sık görülen bir düzendir. Sonlandırma da bir anda olmaz: kazanılanın kalıcılığını gözlemek için seyrekleşen görüşmelerle kapanış yapılması yaygındır. Bu takvim uzmanla birlikte kurulur ve gerektiğinde açıkça yeniden konuşulur. Seansın kendi uzunluğu da uzmandan uzmana değişir ve ilk görüşmede açıkça söylenir; süreç boyunca aynı kalması beklenir. Takvimde bir aksama olacaksa bunu önceden konuşmak, sürecin kopmasını önleyen en pratik adımdır.

Hangi durumlarda gündeme gelir

Bilişsel davranışçı terapi, kişinin tekrarlayan bir düşünce ya da davranış örüntüsünü fark ettiği ve bunun üzerinde somut biçimde çalışmak istediği durumlarda gündeme gelir. Kaygı, kaçınma, uyku düzeninin bozulması, öfke tepkileri veya kendine dair sertleşmiş yargılar gibi başlıklar bu çerçevede sık konuşulur. Yöntemin gündeme gelmesi, o sorunun yalnızca bu yolla ele alınabileceği anlamına gelmez; aynı başlık başka yaklaşımlarla da çalışılabilir. Seçimde belirleyici olan çoğunlukla kişinin çalışma biçimidir. Yapılandırılmış ilerlemeden, ölçülebilir hedeften ve seans arası uygulamadan rahatsız olmayan kişiler bu yaklaşımı kendilerine yakın bulabilir. Buna karşılık uzun süredir taşınan ve kökeni çocukluğa uzanan örüntülerde, kişi ile uzmanın birlikte başka bir yaklaşımı ya da yaklaşımların birleşimini uygun görmesi de olağandır. Karar, tanı ile yöntemi eşleştiren bir tablodan değil, değerlendirmeden çıkar. Görüşmeye giderken yöntemin adını bilmek zorunda değilsiniz; ne yaşadığınızı anlatmanız yeterlidir. Yaklaşımın nasıl kurulacağı o anlatının ardından birlikte belirlenir. Bir yöntemi baştan istemeniz de mümkündür ve bunu söylemek görüşmeyi kolaylaştırır.

Sınırları ve yanlış bilinenleri

Bilişsel davranışçı terapi hakkındaki en yaygın yanlış bilgi, onun kişiye olumlu düşünmeyi öğrettiğidir. Yöntem düşünceyi olumluya çevirmeyi değil, gerçekliğe daha yakın hale getirmeyi konu edinir; bazen bu, durumun sanıldığından daha zor olduğunu kabul etmek anlamına gelir. İkinci yaygın yanılgı, yöntemin geçmişi tamamen dışarıda bıraktığıdır: bugüne odaklanır ama geçmişin bugünkü örüntüyü nasıl kurduğu konuşulmaz değildir. Üçüncüsü, sürecin bir eğitim programı gibi standart işlediği sanısıdır; oysa çerçeve ortak olsa da içerik her kişiyle yeniden kurulur. Sınırlarına gelince, seans arası çalışmaya yer olmayan yoğun dönemlerde yöntemin kendine özgü ritmi zorlanabilir. Ayrıca hiçbir yöntem tek başına her başlığı kapsamaz; süreç içinde başka bir yaklaşıma geçilmesi ya da destekle birleştirilmesi başarısızlık değil, olağan bir uyarlamadır. Son olarak, seansta öğrenilen becerilerin kalıcı olması için bir süre kullanılmaya devam etmesi beklenir; süreç bittiğinde her şeyin kendiliğinden yerinde kalacağı varsayımı gerçekçi değildir. Bu nedenle sonlandırma konuşması yöntemin ayrılmaz bir parçasıdır.

Bu sayfa yöntemi tanıtır, size uygun olup olmadığını söylemez. Bir yöntemin sizin durumunuzda anlamlı olup olmadığı ancak ruhsatlı bir ruh sağlığı uzmanıyla yapılan değerlendirmede belli olur. Kendinize ya da bir yakınınıza bu sayfayı okuyarak yöntem seçmeyin, seçimi görüşmeye taşıyın.